FİRMAMIZDAN HABERLER
  • Turlarımız
    Turlarımız ile ilgili bilgileri turlar bölümünden edinebilirsiniz...
  • Web Sitemiz Açılmıştır...
    Firmamızın kurumsal web sitesi yayına girmiştir... Kurumumuz ile ilgili duyuruları, gelişmeleri ve hizmetlerimizi web sitemizden takip edebilir ve bizimle iletişime geçebilirsiniz.



 
E-Bülten Üyeliğine Kaydolmak İçin Aşağıdaki Formu Doldurunuz.







DÖVİZ KURLARI
  Alış Satış
3.6595 3.6661
3.2228 3.2442


HAVA DURUMU
ANKARA








Safranbolu Kalesinin Alınışı (1190 Yılları)

Safranbolu yöresinde Türkler' in kesin egemenligi 1190 yili dolaylarinda gerçeklesmistir. O yillarda, Selçuklu Sultani II. Kiliç Aslan' in Ankara bölgesi Meliki olan oglu Muhiddin Mesud Sah KAstamonu taraflarinda gazalar yapmistir. Bu gazalar sirasinda, o zamani adi "Dadybra" olan Safranbolu kalesi dört ay süreyle manciliklarla kusatilmis ve sonunda Melik Muhiddin Mesud, hiristiyan halkin sehri terketmesi kaydiyla hayatlarini bagislamis ve yerlerine Türkler' i yerlestirmistir. Muhasara sirasinda Bizans Imparatoru' nun yardima gönderdigi Babadagi garzinonu askerlerini Türkler pusuya düsürmüslerdir.

1190 yillarinda fethedilen yer, Safranbolu kalesi, yani 1976 yilinda yanan eski hükümet konaginin üzerinde bulundugu tepedir. Bu tepenin çevresindeki surlarzamanla yikilmis olmakla birlikte kuzey ve bati cephelerinde kalintililari halen durmaktadir. Bati cephesinde ayrica bir giris kapisi bulunmaktadir.

Fetihten 150 yil kadar sonra Safranbolu' ya gelen Arap gezgini Ibn Batuda Safranbolu' yu, "Burasi tepe üzerinde kurulmus küçük bir kasabadir. Tepenin eteklerinde hendek, dagin zirvesinde ise kale insa edilmistir." sözleriyle anlatmaktadir. Safranbolu' da bir gün kaldigi için çevreyi yeterine göremeyen Ibn Batuda' nin, Gerede üzerinden geldigi için kasabaya Dereköy' den girdigi ve bu yüzden kaleyi "dagin zirvesinde", kenti de "tepenin eteklerinde" biçiminde niteledigi anlasilmaktadir. Ancak bu tanimdan çikan sonuç Safranbolu' daki yerlesimin o dönemde dahi kale ve çevresindeki dar bir kusakla sinirli oldugudur. Kiranköy, Dereköy gibi semtler o günün kosullarinda kasaba disinda bagimsiz yerlesim birimleri sayilmaktadirlar.

1190 yillarinda, dört aylik kusatmadan sonra fethedilen yer bu kaledir. Kale çevresindeki yerlesimin ise dar bir kusak içinde bulundugu ve kusatma sirasinda burada yasayan halkin, o dönemin özelligi geregi kaleye kapandigi anlasilmaktadir.

Bu durumdakale ve çevresindeki nüfusun gerçekte, müstahkem mevki i korumakla görevli kisiler ve ailelerinden olustugu sonucu çikmaktadir ki, 1071 yilindan sonra Bizans' in, Anadolu' daki müstahkem mevkilerde bu tür bir uygulamaya gittigi bilinmektedir.

Kenti terketmeleri kaydiyla hayatlari bagislanan bu nüfusun Kiranköy ya da Yaziköy ' e yerlesmis olabilecegi biçimindeki tahmine katilmak mümkün degildir. Zira kale barisla degil, savasla alinmistir ve bu savasçilarin, kentin yakinina yerlesmelerine müsade edilmeyecegi açiktir. Ayrica gerek Kiranköy' de, gerekse Yaziköy' deki Rum nüfusun arazilerinin mirilestirilmeyerek, mülk arazi niteliginde ellerinde burakildigini gerek vakif, gerekse tapu kayitlarindan ve sair kayitlardan bilmekteyiz. Bu nüfusun kalenin fethi sirasinda mevcut oldugunu ve bunlara ait yerlesimin Kiranköy' den baslayarak Bulak vadisi boyunca uzandigini gösteren pek çok iz halen vardir. Bu nüfusa ait arazinin mirilestirilmeyerek sahipleri elinde birakilmis olmasi, Kiranköy ve Yaziköy Rumlari' nin Türkler' e direnme göstermedigini kanitlamaktadir.

Öte yandan Osmanli belgelerinde bir yörük asiretinin adi olarak geçen "Kiran" kelimesi ve Safranbolu Rumlari' nin oturdugu semte bu adin verilis nedeni üzerinde de durmak gerekir. Yer adlarinin tesadüflere bagli olarak verilmedigi bilindigine göre, bu adin bir nedeni olmak gerekir. Kurtulus savasi sonrasini yasayanlarin hatirlayacaklari üzere Safranbolu Rumlari, Lozan anlasmasiyla tehcire tabi tutulacaklarini ögrenince T.B.M.M. Hükümetine basvurarak ve "kendilerinin etnik köken bakimindan , Anadolu' ya müslüman Türkler' den önce gelen hiristiyan Türkler olduklarini" belirterek tehcir disinda tutulmalarini istemislerdir. Nitekim, eski kayitlar incelendiginde Safranbolu Rumlari arasinda aile adi türkçe olan pek çok kisiye rastlanmaktadir.

Safranbolu Rumlari' nin bu iddialari günün kosullarina göre uydurulmus bir tevil midir, yoksa gerçek yönü var midir? Bu konuda elde yeterli bilgi olmamakla birlikte iddia, üzerinde dikkatle durulmaya deger niteliktedir.

Safranbolu kalesinin alinmasiyla Türkler yöreye hukuken de egemen olmuslar ve sehrin "Dadybra" olan adini "Zalifre" yapmislardir. Yöresel bir takim verilerden Türkler' in bu fetihle, Bartin çayi üzerindeki Derbent mevkiinden kuzey-güney dogrultusunda uzanan hattin dogusunda kalan topraklari ele geçirdiklerini tahmin etmekteyiz. 1197 yilinda Devrek' in fethiyle Bizans' la olan sinir Kastamonu - Devrek - Bolu hattina kaymistir.

Türkler, Bizans'la hudut olan bölgelere "Uc" adini vermislerdir. Sinop - Kastamonu - Safranbolu - Gerede üzerinden Sögüt yöresine uzanan kuzeydeki hatta "sag Uc", Eskisehir - Kütahya - Denizli üzerinden Antalya' ya uzanan güneydeki hatta ise "Sol Uc" denilmektedir. Uc' lar bir çesit askeri üs niteliginde olup kendilerine özgü yönetim biçimleri vardir. Safranbolu, Osmanli Beyligi' nin gelismesine kadar Uc bölgesi oldugundan çok yogun bir nüfüs hareketi yasamistir. Yöre köylerindeki, o köy sakinlerine ait olmayan müslüman mezarliklari bu Türk göçlerinin biraktigi izlerdir.


Fotoğrafların tüm hakları ve sorumluluğu fotoğraf sahiplerine aittir. Fotoğrafların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Batuta Turizm ©2011 Ana Sayfa   -   Hakkımızda   -   Foto Galeri   -   Videolar   -   Basından   -   Ziyaretçi Defteri   -   Safranbolu   -   İletişim